4/9/2007 - HIRSIZ VE HAZRETİ ALİ |
Hz. Ali bir gün mescide geldi.Mescidin kapısında bir adam duruyordu.Hz. Ali, bu adamdan, kendisi mescitten çıkana kadar bineğini beklemesini istedi.Hz. Ali mescide girdikten sonra,adam hayvanın yularını alıp kaçtı.Hayvanı orada başıboş bırakıverdi.Hz. Ali mescitten çıkarkan elinde iki dirhem para vardı.Adamı yaptığı yardımdan dolayı ödüllendirmek istiyordu.Fakat birde ne görsün; hayvancağız tek başına ,hem de yuları çalınmış olarak kapıda bekliyor.Yapacak bir şey yoktu.Hz. Ali evine döndü.Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi.Çoçuk iki dirheme bir yular aldı.Hz. Ali yuları görünce şaşırdı.Bu yular , çalnan yular değil miydi?Hırsız onu çoçuğa iki dirheme satmıştı.Bunu gören Hz. Ali şöyle dedi:
"İnsan, sabretmemekle sadece,helal olan rızkını harama çevirir.Asla, kendisine edilen rıskı arttıramaz"
|
| • 3 Yorum • Bağlantı |
12/8/2007 - kusura bakmayın |
blogumla fazla ilgilenemiyorum tatildeyim kusura bakmayın
|
| • 0 Yorum • Bağlantı |
7/6/2007 - GÜNDÜZ VE GECE |

|
Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; "Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?
Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri; "Uzaktaki sürüye bakarım," demiş, "koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş, "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.
Bilge kişi şöyle demiş;
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona "bacım" diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmustur, AYDINLIK başlamıştır..." |
|
| • 10 Yorum • Bağlantı |
1/6/2007 - sevgi şiiri |
Ben senin en çok sesini sevdim Bugulu çogu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aska çagiran, sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pinar serinliginde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim Kah çocukça mavi, kah inadina yesil Aydinliklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamli degil
Ben senin en çok gülüsünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtiran Unutturur bana birden acilari, güçlükleri Dünyam aydinlanir sen güldügün zaman
Ben senin en çok davranislarini sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnisini Haksizliklar, zorbaliklar karsisinda Vahsi ve magrur bir disi kaplan kesilisini
Ben senin en çok sevgi dolu yüregini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneligini Nice sevgilerin bir pula satildigi bir dünyada Sensin, her seyin üstünde tutan sevgini
Ben senin en çok bana yansimani sevdim Bende yeniden var olmani, benimle bütünlesmeni Mertligini, yalansizligini, dupdurulugunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... . Ümit Yasar Oguzcan .
|
| • 2 Yorum • Bağlantı |
1/6/2007 - HZ. SÜLEYMAN (a.s) İLE KARINCA |
HZ. SÜLEYMAN (a.s) İLE KARINCA Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, "Bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi? Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar. Karınca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c) verirdi. Ben de O'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" diye cevap verdi. - Recebiyye -
Yüce Allah (c.c) cümlemizi kul kapısına baktırmaktan korusun, amin...
KAYNAK: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 60-61 |
| • 1 Yorum • Bağlantı |
|
Hakkımda
sitemde bir çok şey var
Kategoriler
dini hikayeleren guzel hikayeleren guzel siirleren guzel sozler
Arkadaşlarım
• medir67 • corcianaz • gurbeteller • asu42 • asu78 • aceba20 • byHaktan • yenicelibusra • hakikatburada • gamzetuba78 • vezirhan • islamiresimgalerisi • byHaktan1 • birseyvar • boyacicocuk • nuralemi • nurrisalelerim • nursalkimi • nurunsepetindekiler • KAPLAN • kehkesani • kuraniklimi • agustosyagmuru50 • 1tebessum • ailehayati • asimsalih • cansofi • cennetkokusu • dantelsayfam • duaufku • erkambin • esmaveda • sadhezarnur • sonsuzlukkervani • mehmetorhandurdu
|